• 30 September 2022
  • 411
  • 0
Counseling
Sokak Oyunları Oynayalım

  Tüm çocuklar büyük bir merakla açar dünyaya gözlerini. Keşfetmeye hazır binlerce yeni deneyim kucaklar onları. Oyunun eğlenceli ve güvenli alanında sosyal, bilişsel ve fiziksel gelişimlerini gerçekleştirirler.

  Bu yüzdendir ki “Oyun çocuğun işidir.” diyerek tanımlar oyunu Maria Montessori. Günümüzde ise gelişen teknoloji ile birlikte oyunun tanımı aynı kalırken, içeriği ve yapısı dönüşüm geçirdi. Teknolojinin çocuklarımıza sunduğu bu yeni içeriklerle oyun dünyası zenginleşirken sağladığı gelişimsel destek sebebiyle geleneksel oyunlarımızı hatırlamak ve sürdürmek önem kazandı.

  Gelin hep birlikte parka çıkalım ve her yetişkinin çocukluk anılarında iz bırakan sokak oyunları heyecanını bu kez çocuklarımızla oynamak için hatırlayalım.

İlk oyunumuz “İSTOP”

  İstop oyunu için ihtiyaç duyduğumuz şey bolca arkadaş ve bir top. Oyuncular halka oluşturacak şekilde ayakta dururlar. Oyunu başlatmak için çocuklardan biri ebe seçilir. Ebe, oyunculardan birinin adını söyleyerek topu havaya atar. Adı söylenen çocuk topu yere düşmeden yakalarsa, başka birinin adını söyleyerek topu tekrar havaya atar.

  Ancak topu yere düşürürse diğer oyuncular kaçar. Çocuk yere düşen topu eline aldığında “istop” diye bağırır. Kaçan oyuncular “istop” dendiği an oldukları yerde dururlar. Topu yakalayan oyuncu, duran oyunculardan birini topla vurmaya çalışır. Eğer vuramazsa yeni ebe bu oyuncu olur. Vurabilirse vurulan çocuk yeni ebe olur.

İkinci oyunumuz “KÖREBE”

  Körebe oyunu için oyuncular arasından bir ebe seçilir. Belirlenen ebenin gözleri bağlanır ve oyuncular ortada duran ebenin etrafında halka oluşturacak şekilde ayakta durur. Hep birlikte ebenin çevresinde dönerek “Şarkı söyler döneriz, bil bakalım biz kimiz, göster bizi körebe!” tekerlemesini söylerler.

  Ebe kollarını öne doğru uzatır ve karşısında duran oyuncunun başına, yüzüne dokunarak kim olduğunu anlamaya çalışır. Kim olduğunu tahmin eder, tahmini eğer doğruysa dokunduğu oyuncu ebe olur. Tahmini doğru değilse tekrar aynı oyuncu ebe olur.

 

Üçüncü oyunumuz ise “SAKLAMBAÇ”

  Oyuncular arasından bir çocuk ebe seçilir. Ebe olan oyuncu yüzünü bir duvara veya ağaca dönerek etrafı görmeyecek şekilde yüzünü elleri ve kollarıyla kapatır. Oyuncular tarafından ortak karar alınarak önceden belirlenen bir sayıya kadar sesli olarak sayar. Bu sırada diğer oyuncular saklanır. Ebe saymayı bitirdiğinde “Önüm arkam sağım solum ebe! Saklanmayan sobe!” der ve arkadaşlarını aramaya başlar. Ebe, gözlerini yumduğu duvardan ayrılıp saklanan arkadaşlarını arar, saklanan oyuncular duvar boşken duvara koşup “sobe” demeye çalışırlar. Ebe ise oyuncunun saklandığı yeri görüp, duvara koşarak “sobe” demeye çalışır. Sobelenen oyuncu sıradaki ebe olur.

  Oyunlarımızı hatırladığımıza göre geriye bizi oyunun eğlenceli dünyasına davet eden o sihirli sözcükleri söylemek kalıyor.

  Önüm arkam sağım solum saklanmayan ebe sobe…

Betül Yazıcı Güldeş


It might interest you!