• 24 February 2023
  • 272
  • 0
Counseling
Sevginin 1001 Çeşidi

Sevgi, love, liebe, amar, amore…

Her dilde uyandırdığı his aynıdır ‘sevgi’ sözcüğünün.

İnsanın kalbindeki görünmeyen ama derinden hissedilen duyguları ifade eden, basit tanımıyla ise insanı bir kimseye ya da şeye karşı yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten içsel duygu, sevme duygusu.

Aileye duyulan sevgi, arkadaşa, sevgiliye, öğretmene, öğrenciye, kediye, köpeğe, kuşa, bazen ise bir eşyaya… Sevginin çeşidi belki 101’den de fazla, yüzlerce, binlerce ancak yöntemi hep aynıdır.Sevgi duymamızı sağlayan temel şey, o kimsenin veya o şeyin bizim nezdimizde özel hale gelmesidir.İnsan olmanın gereği olarak bazen bir kimseye veya bir şeye ilgi duyarak başlayan bu yolculukta, bizde özel olanın yerini farklı şeyler dolduramayabilir.

Tam da burada Novella by Antoine de Saint-Exupéry’nin dünyaca ünlü Küçük Prens adlı eserinden bir alıntı yapmak istiyorum.Pek çoğunuz bu kitabı bilirsiniz veya filmini izlemişsinizdir. Hikâyenin bir bölümünde küçük prens ve tilki karşılaşır.

Küçük prens tilkiye birkaç kez “Evcil ne demek?” diye sorar.

Ardından "Arkadaş arıyorum. Evcil ne demek?" der küçük prens.

"Genellikle ihmal edilen bir iş," der tilki. "Bağlar kurmak anlamına geliyor."

"Bağlar kurmak mı?" diye sorar küçük prens.

Tilki, "Yani," der, "örneğin sen benim için hâlâ yüz bin öteki çocuk gibi herhangi bir çocuksun. Benim için gerekli de değilsin. Senin için de aynı şey. Ben de senin için yüz bin öteki tilkiden hiç farkı olmayan herhangi bir tilkiyim. Ama beni evcilleştirirsen, birbirimiz için gerekli oluruz o zaman. Benim için sen dünyadaki herkesten farklı birisi olursun. Ben de senin için eşsiz benzersiz olurum..."

Sevgi duyduğumuz şeyin biricik olması bizi onunla bağlayıcı olan şeydir.
Peki, bu bağın gücünü ayarlamak mümkün mü sizce?

Elbette değil…

Gönül gözünden görülen ile dışardan gördüklerimiz farklıdır. Bu nedenle sevgiyi somutlaştırarak anlatmak oldukça güçtür.Küçükken pek çoğumuza sormuşlardır. “Anneni mi daha çok seviyorsun yoksa babanı mı?”Bu soruyu yanıtlamak bırakalım çocukluğu, yetişkinlikte dahi oldukça zordur.Bir seçim yapmanız istenir ve seçimi yaptıktan sonra olumsuz etkilenecek diğer bireyi göz önünde bulundurmak zorundayızdır.Çocukların büyük bir kısmı bu soruya “ikisini de eşit seviyorum.” Şeklinde cevap verirler.

Ancak ardından ise şu soru gelir, “Tamam ikisini de seviyorsun ama en çok hangisini seviyorsun?”O gün yaşanılan çok çok küçük bir olumsuzluk sebebiyle, “babamı daha çok seviyorum.” Şeklinde bir yanıt alabiliriz.

Hâlbuki sevgi kıyaslanmaz, anneye ayrı, babaya apayrı bir sevgi duyuyor olmak mümkün.Bazen arkadaş, kardeş, abi, abla olmak için kan bağına dahi ihtiyaç duymayız.Güven duyduğumuz durumlarda sevgimizin gücü de artar.

İnsanlarla aramızdaki bu bağı oluşturan temel faktörlerden biri güvendir. Güven duyduğumuz çoğu limanda kendimizi akışa bırakabiliriz ancak.Sevginin 101, 1001 çeşidi söz konusu. İçinizde en derin yerlerde bulunan sevgiyi dinleyin, bu yoğun duyguları en çok kime ya da neye hissettiğinizi düşünün.

Önce aile sevgisi elbette, birinci dereceden anne, baba ve kardeşlerin yeri apayrı…Ardından diğerlerine dair de eğer güven duygunuzu perçinliyor ve duyduğunuz sevginin karşılığını da alabiliyorsanız onlara sıkı sıkı sarılın.Çünkü sevgi yaşatır, bir bebeğin büyümesine, bir çiçeğin yeşermesine, bir ağacın boy vermesine, bir kalbin ısınmasına yarar.

Sayamayacağımız kadar fayda için sevgiyi bulduğunuz yerde yaşamaya bakın!

 


It might interest you!